Lindy Ceramics


Lindy Ceramics

Seramik, sadece şekil verdiğim bir çamur parçası değil; biriktirdiğim duygular ve yaşanmışlıklar ile beslenen, büyüyen ve ortaya çıkan bir nevi arınma…

Çocukluğumdan beri el üretimi herşeye büyük ilgim oldu. Çamuru ilk elime aldığımda ise ne istediğimi hissetmiştim. İçinde yaşanmışlık olsun; fakat hayatta hep en mükemmelini yapmaya çalışırken kaçırdığım şeyler olmasın istedim.

Eskimiş ve deforme olmuş yüzeylere büyük zaafım tarzımı oluştururken ön plana çıktı. Paslı bir vapur iskelesi, boyası kabarmış ahşap bir kapı… Doğa şartları ile varlığını koruyamayıp eskimiş; fakat farklı bir güzelliğe kavuşmuş tüm yüzeyler, dokular, renkler… Bu dokuları seramiğe aktarıp renklendirdiğinizde hikayesi ve kişiliği olan objelerin ortaya çıktığını gördüm. Hayatın akışı gibi rastlantılarla şekillenen bu yaratım sürecini çok sevdim.

Lindy Ceramics'te her parça atölyede çalışırken kendiliğinden çıkıp gelir; tasarlarken akışa ve rastlantısallığa bırakmaya bayılırım. Doğal eskitme dokular ve renk oyunlarının bir arada olduğu, doğaçlamaya adanmış bir tasarım ve üretim süreci diyebiliriz.

"El üretimi", tasarımcının DNA’sının uzantısı gibi aslında; ondan ve duygularından besleniyor, şekilleniyor ve ortaya kendi kişiliği olan yeni bir obje çıkıyor… Tek bir parçanın üretimi için harcanan emek, zaman ve özen bu süreci daha da farklı kılıyor…Bu çok özel bir dünya, yolumuz bir yerlerde kesişiyorsa ne mutlu...

Hayalimdekileri çamura aktarırken bana sabırla rehberlik eden, öğreten, gösteren, değerli hocam Aslı Aydemir'e ve sonsuz destekleri için aileme teşekkür ederim.

Sevgiler,

Pınar Aslanbay

hello@lindyceramics.com   

 

 Lindy'nin ilham kaynağı

Caz müziğinin en popüler olduğu 1920’li yıllara şöyle bir dönelim… Newyork, Harlem’de “Savoy” balo salonunun önündeyiz. İçeriden canlı orkestranın müziği  ve kalabalığın neşeli sesleri kulağımıza çalınıyor. Salona adımımızı attığımız anda danseden inanılmaz bir kalabalık ile karşılaşıyoruz. Çiftler mutluluk ve enerjiyle dansediyor, müthiş bir uyum içerisinde figürlerini sergiliyorlar.

İşte bu, “Lindy Hop” dansının ortaya çıktığı, şimdi siyah-beyaz videolarda izleyip ne güzel günlermiş dediğimiz o ilk güzel günler…

Lindyhop’u duymuş; videolarını izlerken dansın doğallığına, neşesine, enerjisine hayran kalmıştım. 2012 sonbaharında İstanbul Lindy Hoppers’ta ilk Lindyhop dersimi aldım.

Dansederken öyle bir an gelir ki müziğin ritmi ile artık bir olursunuz. Bütün klasik adımları bir kenara bırakır ve tamamiyle içinizden gelen dürtüyle her bir ritme doğaçlama figürlerinizle eşlik edersiniz. İşte lindyhop'un en keyifli anlarıdır bunlar... Lindyhop sizi özgür bırakır, müzik ile aranıza kalıplaşmış adımlarla girmez.

İşte seramikte de aslında aradığımın bu olduğunu farkettim. Tamamen kendi stilimde, doğaçlamalara ve sürprizlere açık bir yaratım süreci.Hayatımda büyük yeri olan dans ve seramiğin bu kesişimini farkettiğim an beni gülümsetti ve artık yeni markamın ismini biliyordum: lindy ceramics :)  

Aramızda dans meraklıları varsa istanbullindyhoppers.com’a gözatabilirler.